ANASAYFA
Manşet
Toplum-Yaşam
Entegrasyon
Kadın
Gençlık
Bilim-Teknik
Spor
Kültür-Sanat
Mizah
Sağlık
Okur köşesi
Künye
İlan Fiyatları
Linkler
E-Posta

Önceki Sayılar

______________
KÖŞE YAZILARI
______________
  arkadaş`dan
______________

Dünyaya Bakış

Fuat Akyürek
_________________
Bilimin içinden
Ergün Özalp
____________________
Güncel
A.Haydar Sancar


_____________________
E-Mail:
arkadasim04@yahoo.de

_____________________

Reklamlarıınız arkadaş'ta değerlenir.

Suat karavuş :

''İnsan yaşadığı gibi düşünür,düşündüğü gibi yaşayamaz''

 

 Sizi tanıyabilirmiyiz?
Benim adım Suat Karavuş.1959 Ankara –Altındağ doğumluyum.78 kuşağından bir devrimci. 12 Eylül 1980 Askeri darbesinden sonra siyası faahliyetlerimden dolayı tutuklanıp 8 yıl cezaevinde kaldım.Yaklaşık 20 yıldır İsviçre’de yaşıyorum.Bir psikyatri kliniğinde FaBe olarak çalışıyorum.

 İsviçre’de uzun yıllardır yaşayan bir insan olarak yeni yabancılar yasatasarısı hakkında neler söylemek istersiniz?
Benim olaya bakışım kısaca şöyle.Aslında yasanın adı bile sosyolojik olarak yanlış.Mesele yabancılar meselesi olarak koyuluyor.Bu kavaram sosyolojik bir kavram.Meseleyi azınlıklar yasası olarak adlandırmak gerekiyor.Azınlıklar yasası olarak adlandırılınca getirilmeye çalışılan yasanın asıl niyeti ortaya çıkıyor.Yabancıların integrasyonu için ayrılan fondaki belli bir artışın dışında,yabancılara yönelik hiç bir olumlu madde yok.Aksine onların yaşam ve çalışma uyum koşularını daha da zorlaştıran maddeler var.Örneğin uzun süre işsiz kalanların yurt dışı edilmesi korkusu zaten genellikle limitin altında bir ücretle çalışan zabancı işcilerin seslerini iyıden iyiye kesmelerine yol açiyor. Ayrıca aılelerin birlestirilmesi konusunda getirilen koşullar da esas olarak yabancıların buraya gelmesini engelemeye yönelik. Tabi burada kendi ülkesinde belli bir eğitimi almiş, meslek yapmış diplomalı yabancıların buraya her hangi bir firma ile anlaşmalı gelmesi zor değil. Yani ta ikinci dünya savaşından sonra başlayan (beyin göçü) kolaylıkla devam ediyor.

 Bu yasa yerli işci emekcilerle göçmen işcı emekcilerin ilişkiseni nasıl etki ediyor ?
Zaten ta başından beri yerli ve yabancı işciler arasındaki olumsuy ulusalcı tabandaki zıtlaşma elbette bu yasadan sonra daha da artacak. Göçmen işçilerin içinde bulundukları olumsuz koşullar yerli işçilerin umrunda bile değil. Tersine, elbette böyle olması gerekiyor, burası benim  ülkem onlar yabancı tabi ki daha az kazanacaklar, zaten iş pazarında bizim çalışma alanlarımızı elimizden aliyorlar, dıye düşüniyorlar. Aynı mantık göçmen işçilerin çoğunluğu için de geçerli. Onlar da yerli işçilerin daha çok kazandığı,daha(kaliteli) işlerde çalıştığı ve onların elinden iş olanaklarını kaptıklarını düşünüyorlar.Al birini vur ötekine demek geliyor insanının içinden ama kazın ayağı öyle değil.Kapitalizimin/sermayenin tahrihsel gelişiminin yarattığı bir çarpıklık söz konusu burada ve sermaye yerli ve göçmen işci arasındaki bu tahrıhsel olan ama altını çizerek söylüyorum,hiç de sistemin işlemesi için zorunlu olmayan bu çelişkiyi kısa vadeli çıkarlar için çok güzel kulanıyorlar.

 O zaman yerli ve göçmen emekçileri arasındaki sınıf kardeşliği nasıl sağlanacaktır?
Bu kardeşlik hiç bir zaman sağlanamayacaktır.Sağlanamayacak olması bu uğurda mücadele edilmeyeceği,edilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Zaten tarihe bakınca görürüz ki,en büyük mücadeleler ve direnişler umudun tamamen yok olduğu yer ve koşullarda ortaya çıkar.Bu sınıf kardeşliğinin bu koşullarda,yani(ulus-devlet) örgütlenmesi koşullarında gerçekleşmesi mümkün değildir.Ulus-devlet içinde yaşayan ve koşullanan işci,öteki ulus-devletletler içinde yaşayan ve koşullanan işçi,öteki ulus-devletler içinde yaşayan işçilerden fiziksel ve düşünsel olarak ayrılır.Enternasyonalızim bunu aşmaya çalışır ama günümüz koşullarında beceremez.Bütün işçilerin kardeşliği ancak kapitalist uygarlığın sınırlarını aşmamış olsa da,tek bir dünya devleti ,tek bir dünya ulusu koşullarında gerçekleşebilir.Yer yüzündeki ulusal sınırlar varoldukça,bu sınırlar içinde yaşayan insanların kafasındaki ulusal sınırlar da var olacaktır.Kafalardaki ulusal sınırlar var oldukça,yerli ve göçmen işçiler arasındaki çıkar çelişkileri de var olmaya devam edecektir.Yani ulusal sorunlar ne yazık ki,sınıfsal sorunların üstünü örtmeye devam edecektir.Çünkü insan yaşadığı gibi düşünür,düşündüğü gibi yaşayamaz.O halde mücadele bu somut ve kafalardaki ulusal sınırları aşmaya yönelik olmalıdır.

 O halde somut olarak yapılması ne?

Sınıf sorununu üstünü örten ulus sorununu kaldırıp atmak için gerekli ve zorunlu etkinlik,beklennin tersine bu ülkenin yerli işçileri tarafından değil,göçmen işçileri tarafından geliştirilmek zorundadır.(Azınlık) (Çoğunluğu) ortak yaşamsal sorunları olduğu konusunda ikna etmek zorundadır.Çünkü yerli işçilerin,yerli ve göçmen işçiler arasındaki ekonomikden kaynaklı sosyal eşitsizliklerin çözülmesindeki pratik çıkarı,göçmen işçilerine oranla çok daha azdır.O halde girişim göçmen işçilerden gelmek zorundadır.Onlar yerli işçileri de kazanacak,ikna edecek projeler yaratıp,yerli işçileri yanlarına çekmek,ikna etmek zorundadırlar.Yerli işçiler varoluşsal çıkarların söz konusu olduğu projelere katılabilirler.Bu projeler yerli ve göçmen işçiler için ortak çıkarlar üzerinden kontak noktası/temas noktası olabilir.Ekolojik hareket burada yalnızca bir örnek olarak verilebilir.Buna benzer bir çok ortak proje yaratılabilir.

Bu ropötaja zaman ayırdığınız için Arkadaş Gazetesi adına teşekür ederim.
Rica ederim.Ben teşekkür ederim.

 Ropörtaj: Cabbar Karaçam

_______________________________________________________________

 

 

 

 

 

KISA..KISA..KISA