ANASAYFA
Manşet
Toplum-Yaşam
Entegrasyon
Kadın
Gençlık
Bilim-Teknik
Spor
Kültür-Sanat
Mizah
Sağlık
Okur köşesi
Künye
İlan Fiyatları
Linkler
E-Posta

Önceki Sayılar

______________
KÖŞE YAZILARI
______________
  arkadaş`dan
______________

Dünyaya Bakış

Fuat Akyürek
__________________
Bilimin içinden
Ergün Özalp
_____________________
Güncel
A.Haydar Sancar

__________________

Yaşar
ATAN

 


_____________________
E-Mail:
arkadasim04@yahoo.de

_____________________

Reklamlarıınız arkadaş'ta değerlenir.

______________________________________

Şiir :
 

_______________________________________

Roboski katliamı ( 34 Kurşun)

 

 

OTUZÜÇ KURŞUN

 

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van'da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari güvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı...

Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek doğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yana, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...

2.

Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alacakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.

Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere...
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utan
dırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri...

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi...

3.

Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun...

Vurulmuşum

Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...


4.

Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yokl
ayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden...

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...

5.

Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil

Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...

 Ahmed ARİF
____________________________________

 

MERCAN VADİSİ

 

İşçiler emekçiler

Yoksullar açlar adına

Her birimiz bir diyardan geldik

Toplandık mercan vadisinde

 

Etrafı kolaçan ettik

Umudun tezgâhını kurduk

Konakladık mercan vadide

Çayır çimenlerin üzerinde

 

Kucaklaştık hal hatır sorduk

İhtilal şarkısının eşliğinde

Selamladık narin memleketi

 

Sınıf kavgalarında yemin töredir

O yemin bizde de öyledir

El koyup yemin ettik silahlarımıza

Kızıl bayrağın altında

 

Yırtılsa gökyüzü

Kurusa koca Munzur

Namerde boyun eğmek yok

Talimattır Kaypakkaya’dan diye

Başladık söze

 

Mevsim Dersim kadar güzeldi

Güneş gülüşüyordu bizle

Gamze yanaklı bebek misali

Kelebek ve kuşların eşliğinde

 

Munzur’da boy boy alabalıklar

Düzgün baba da alageyikler

Güzel mi güzeldi

Canavar ölüm kustuğa ana dek

 

Apak pınardan çay demledik

Köylülerden çökelek ekmek

Derin sohbetlere daldık

Büyük dava uğrunda

 

Savaşın göbeğinde olursak eğer

Başka vadilere taşırız munzuru diye

Devam ettik ağır ağır söze

Gecenin ilerleyen saatlerinde

 

Kim bilecekti uçaklar

Bombalar yağdıracak

Sabaha varmadan

Duyulacak dünyadan

Ve biz haykıracağız birazdan bir ağızdan

 

Cesetlerimiz kırk parça

İnsanlık paramparça

Kanımız toprak rahmine

Bütün canlılar mateme durdu o gece

Şafakla on yedi cenaze

 

Teslim ve korku tanımayız

Otuz yılı aşkın bir zamandır

Beyninden vurmuşuz zalimi nice zaman

Tüm bunlar halkımıza ayan

 

Biz gönül verirken kavgaya

Şehitlik gazilik esirlik işkence

Kabulümüzdür diye

Söz verdik öncümüze

 

Dağlardan vadilerden

Düşlerimiz su sesine

Kuş sesine karışacak

Şarkısı olacağız işçilerin

Çocuk dudaklarında

Dilden dile

 

Kâh şairlerin kaleminden

Mısra mısra döküleceğiz

Kâh volkan olup akacağız ta sınır ötelerine

 

Zürih Temmuz 2005, Ağustos 2010

Hüseyin Can

hueseyin.can@gmx.net

hcan1960@hormail.com