|
______________________________________
Şiir :
_______________________________________

Roboski katliamı ( 34 Kurşun)
OTUZÜÇ KURŞUN
Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van'da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari güvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı...
Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek doğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yana, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...
2.
Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alacakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı
Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.
Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!
Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere...
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz
adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri...
Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi...
3.
Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun...
Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız
Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...
4.
Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yoklayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden...
Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına...
Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...
5.
Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda
Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.
Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki...
Ahmed
ARİF
____________________________________
MERCAN VADİSİ
İşçiler
emekçiler
Yoksullar
açlar adına
Her birimiz
bir diyardan geldik
Toplandık
mercan vadisinde
Etrafı
kolaçan ettik
Umudun
tezgâhını kurduk
Konakladık
mercan vadide
Çayır
çimenlerin üzerinde
Kucaklaştık
hal hatır sorduk
İhtilal
şarkısının eşliğinde
Selamladık
narin memleketi
Sınıf
kavgalarında yemin töredir
O yemin
bizde de öyledir
El koyup
yemin ettik silahlarımıza
Kızıl
bayrağın altında
Yırtılsa
gökyüzü
Kurusa koca
Munzur
Namerde
boyun eğmek yok
Talimattır
Kaypakkaya’dan diye
Başladık
söze
Mevsim
Dersim kadar güzeldi
Güneş
gülüşüyordu bizle
Gamze
yanaklı bebek misali
Kelebek ve
kuşların eşliğinde
Munzur’da
boy boy alabalıklar
Düzgün baba
da alageyikler
Güzel mi
güzeldi
Canavar
ölüm kustuğa ana dek
Apak
pınardan çay demledik
Köylülerden
çökelek ekmek
Derin
sohbetlere daldık
Büyük dava
uğrunda
Savaşın
göbeğinde olursak eğer
Başka
vadilere taşırız munzuru diye
Devam ettik
ağır ağır söze
Gecenin
ilerleyen saatlerinde
Kim
bilecekti uçaklar
Bombalar
yağdıracak
Sabaha
varmadan
Duyulacak
dünyadan
Ve biz
haykıracağız birazdan bir ağızdan
Cesetlerimiz kırk parça
İnsanlık
paramparça
Kanımız
toprak rahmine
Bütün
canlılar mateme durdu o gece
Şafakla on
yedi cenaze
Teslim ve
korku tanımayız
Otuz yılı
aşkın bir zamandır
Beyninden
vurmuşuz zalimi nice zaman
Tüm bunlar
halkımıza ayan
Biz gönül
verirken kavgaya
Şehitlik
gazilik esirlik işkence
Kabulümüzdür diye
Söz verdik
öncümüze
Dağlardan
vadilerden
Düşlerimiz
su sesine
Kuş sesine
karışacak
Şarkısı
olacağız işçilerin
Çocuk
dudaklarında
Dilden dile
Kâh
şairlerin kaleminden
Mısra mısra
döküleceğiz
Kâh volkan
olup akacağız ta sınır ötelerine
Zürih Temmuz 2005, Ağustos 2010
Hüseyin Can
hueseyin.can@gmx.net
hcan1960@hormail.com
|