ANASAYFA
Manşet
Toplum-Yaşam
Entegrasyon
Kadın
Gençlık
Bilim-Teknik
Spor
Kültür-Sanat
Mizah
Sağlık
Okur köşesi
Künye
İlan Fiyatları
Linkler
E-Posta

Önceki Sayılar

______________
KÖŞE YAZILARI
______________
  arkadaş`dan
______________

Dünyaya Bakış

Fuat Akyürek
__________________
Bilimin içinden
Ergün Özalp
_____________________
Güncel
A.Haydar Sancar

_____________________

Yaşar
ATAN




___________
E-Mail:
arkadasim04@yahoo.de

___________________

Reklamlarıınız arkadaş'ta değerlenir.

 
Kolestrol tartışması:

Kolestrol ilaçları işe yarıyormu ?

Kardiyolog Prof. Dr. Canan Karatay’ın diyet kitabında ortaya attığı “Kolesterol ilaçları gerçekten işe yarıyor mu?” tartışması Türk bilim adamlarını ikiye böldü. İlaç kullanımını savunan Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) ve kolesterol ilacı karşıtı doktorlar karşı karşıya...

 

TKD, yaptığı basın toplantısında, Karatay’ın “Kolesterol ilaç firmalarının uydurduğu bir yalandır” sözüne, ‘şöhret uğruna halk sağlığıyla oynandığı’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunacaklarını açıklamıştı. Aralarında Bingür Sönmez gibi ünlü profesörlerin de bulunduğu doktorlar kolesterol ilaçlarının kalp krizi riskini düşürdüğünü söylemişti. Bu açıklamaya kendilerine ‘kolesterol ilacı karşıtı bağımsız doktorlar’ diyen uzmanlar  başka bir basın açıklamasıyla yanıt verdi. Toplantıya Prof.Dr. Canan Efendigil Karatay, Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Uzman Biyolog Mevlüt Durmuş katıldı. Kolesterol ilacı kullanmanın, ilaç şirketleri için bir abonelik sistemi olduğunu savunan Prof.Dr. Canan Karatay şöyle devam etti: “Yiyecek hiçbir şey kan kolesterolünü yükseltmez. İnsan vücudunun her türlü yağa ihtiyacı vardır. Bir tek trans yağlar sağlığa zararlıdır. En büyük tehlike ise hareketsizlik, şişmanlık, alkol ve şekerdir. Kalp sağlığı için en önemli şey, her gün 20 dakika yürümek ve harekettir.”
‘Taş Devri Diyeti’ kitabının yazarı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın da ilaç sektörünü suçlarken “Bilimsel araştırmaların yüzde 90’ı ilaç şirketlerince yapılıyor. Tıpta bu kadar ilerleme varken ve kolesterollü gıda tüketimi azalırken neden kalp hastalığı artıyor? Meslektaşlarımız bu soruyu yanıtlasınlar” dedi.

Kolesterol ilacı karşıtı doktorlar ne diyor?
* Hayvan, insan ve bitkilerin hücrelerinin yapıtaşını kolesterol oluşturur.
* Kolesterol damarları tıkamaz. Damarları tıkayarak, kalp krizine ve inmeye neden kolesterol değil kan pıhtısıdır. Kan pıhtılaşmasının sebebiyse insülin hormonudur. Kandaki insülin hormonu yüksekliği kanın pıhtılaşmasını arttırır.
* Kolesterol faydalıdır. Dokularımızın tamirinin yanı sıra organizmadaki virüs ve bakterileri öldüren doğal madde kan kolesterolüdür. Kolesterol en kuvvetli antioksidandır.
* Kolesterol bilinenin aksine yağ değildir, bir steroid hormondur. Beyin hücreleri ve sinir ileti sisteminin temel maddesidir. Öyle ki, beyin hücreleri hayatta kalabilmeleri için kan kolesterolüne bağlı kalmayarak, kendi kolesterollerini üretirler.
* Kolesterol ilaçları etkili değil. Statin içeren ilaçlar kandaki LDL seviyesini düşürüyor. Ancak kalp krizi, felç ve buna bağlı ölümleri engellemiyor.
* Kolesterolün düşürülmesinde kullanılan ‘statin’ler zararlıdır. Vücudunuzda enerji santralı olan bir maddeyi tahrip eder.
* Yaşlılarda kolesterol yükseldikçe ölüm oranı azalır. Kolesterolle ölüm arasında ilişki yoktur.

_____________________________________________________________________

Beynimiz nasıl yönlendiriliyor?

 

Ne yapacağımız , ne istediğimiz ; sürekli olarak başka kişiler tarafından bize dayatılır.Çünkü bizler bu tür bir yönlendirmeye yatkınızdır. Çok basit kurallar ve insanlarla yüzyüze geldiğimizde, hergün birçok karar vermek durumunda kalıyoruz. Kapının zili çaldığında bebek çığlık atar.

Hergün çevremizde birileri , sürekli şekilde bizleri kandırmak , inandırmak için çaba harcıyor.Bazı  insanlar, 20 – 30 kez ,yönlendirilerek karar verme ,takdir etme , değer biçme durumuyla  karşılaştığını sanıyor  Oysa, psikologlar bu durumu araştırdılar ve  bunun günde en az 400 kere yaşandığını saptadılar,

Bu öyle korkunç bir boyuttaki artık alarm zilini  çalmak gerekiyor. Araştırma sonuçları,  kandırma girişimlerinin  çoğuna  kulak asmadığımızı da göstermektedir.İnsanlar ve onların ilettiği mesajlar, bilinçdışımıza etkide bulunarak, bizi yönlendirebiliyor.Hergün çoğunluğumuz bu koşullar içine  yargılarımız ve korkularımızla yeniden,yeniden doğuyoruz.  Ve evin eşiğindeki  biri, bağıra bağıra konuşursa ; derin uykudan sıçrayarak uyanırız.. Beyin araştırmaları gösteriyor ki, bunu bir başkasına  da yapabilir uyarlayabiliriz..Bebek çığlığı, beyin kabuğundaki bir bölüm olan Normabewachungen  tepki verir vermez, Amgdela  daki, korku ve duygu merkezlerindeki aktiviteler de yükselir. Ağlama bir yangın alarmı gibi etki yapar. Karmaşık durumlarda her seferinde refleks yeterli olmayabilir.Bir yabancıyla karşılaştığımızda, ya da arabayla bir kavşakta karşı caddeye geçtimiz sırada, birkaç saniye içinde karar verilmelidir.Ek olarak çevremizi gözetleriz, ayağımızı gazdan çekip fren hazırlığı yaparız vb.önceden herhangi bir bilgimiz  olmaksızında hemen bir şema yapar  otomatik  olarak (Autopilotta) karar verir uygularız. Kafa yormak yerine ,çok basit bir kurala dönüş yapıyoruz.Örneğin ‚‘‘ Pahalı şeyler çok iyidir ‘‘ gibi.Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, orta düzeyde bir şarap üzerine bir test gerçekleştirdiler. Aynı kalitedeki  şarabın  bir  şişesinin üzerine 10 dolarlık bir etiket diğer  bir şişeye de 90 dolarlık bir etiket yapıştırdılar.Hangi şarabın tadı sizce en iyisidir? diye sordular .  Sonuç açıktır ki ,‘‘pahalı olan‘‘ olarak çıktı. Bern Üniversitesi’nde   Marketing  Profösörü  olan, Messner ve bayan arakadaşı, Michaela  Wanke, birlikte  ‘‘Böyle davranışlar bizleri çokça rahatlatabiliyor‘‘  diyor ve acılı,  hüzünlü  durumumuzu , nasıl bir tür seçimde bulunarak tatmin ederek  yatıştırdığımız
( atlattığımız )
konusunda,  yeni  bir  araştırmaya  işaret ettiler. Seçim sırasında konu dışına çıkıldığında , çikolatalı bir şekerlemenin en iyisi olduğunun test edildiğini, bu tür durumlarda yeterince düşünemediğimizi gösterdiler. Fakat yanlışlarımız ve kararlarımızda da otomatik pilota sahibiz. Amerikalı psikologlar, entellektüel olarak seçtikleri bir kız çocuğuna , bir matematik problemini çözmesini rica ettiler. Bir grup öğrenciye ,onun alt tabakalardan geldiğini, diğer grup öğrenciye de  kibar ve nazik koşullardan geldiğini (yetiştiğini) açıklamışlardı. İkinci grup,  yani onun zengin koşullardan geldiği söylenmiş olan grup; daha  yüksek bir oranla, kızı ,zeki ( entellektüel) buldu. Basmakalıp şeyler, önyargılar;  efsaneler yükleyerek, kendi  kendimizi  dolduruyoruz.

             Bir kariyer derecelendirme testinde, siyah  amerikalılar ,beyazlardan başlayarak  daha kötü olarak sınıflara ayrıldı. Ama onların etnik köken bilgileri verilmediği zaman,  bu araştırma sonucu dengeli olarak çıkmaktaydı.

            1978 başalarında Guyana’nın Dschungel bölgesinde,900 tarikat üyesi  intihar etmişti.Yıllardan sonra onların, tarikat başkanı Jim Jones tarafından , beyin yıkamaya tabii tutuldukları ortaya çıkmıştı. Böyle  bir şey nasıl mümkün oldu? İnsan bir sürü hayvanıdır . Ve sosyal itiş kalkışlara,ağır bir şekilde direnebilir. Yıllar önce amerikalı psikolog  Solomon Ash, bunun nasıl saçma bir tez olduğunu göstermişti. Basit bir ödevde , hatların  uzunluğunun dengelenmesi istendi.Deneklerin dörtte üçü, - bu arada tüm grup üyelerine yanlış çözüm inatla öğretildiği için - çok açık olan  çözümü, yanlış olarak bildirdiler.

İngiliz Psikolog Kevin  Duton, ‚‘‘Beyin yanılsamaları‘‘ adlı kitabında, baştan çıkarıcı hile ve aldatmaların gerisindekileri  araştırdı analiz etti. Kevin bu konuda , üç saçayağı saptadı:Dikkat, bağlamak, beklentiler uyandırmak, ve  yakınlık kurmak .

Kim  devletin üniformasını giymiş, kapı önünde duran nazik ve kompliman yapan bir adama güvenmemezlik edebilir? Şaşırtıcı manevralar, klasik bir dolandırıcı dümenidir.Çünkü insan beyni , aynı anda iki ayrı nesneyi hazmetmek için çaba harcamaktadır.

Baştan çıkarıcı olanı takdir etmek , beğenmek ..

Reklam, ona , ya da şuna karşı olma mesajı verir. ‘‘Ürün belli bir gereksinimi tatmin etmek  için , bize önemli olan bir nitelik vaadediyorsa, biz o ürünü seçiyoruz.‘‘ diyor , Messner. Bu çoğunlukla toplumsal bir gereksinimdir. Parfüm, cinsel çekicilik vaadeder.Deri kremi de güzellik. Politikacılarda derin gereksinimleri ele alırlar. Zürih‘te Politik Felsefeci olan George Kohler, bunu bir gruba ait olma duygusuyla açıklıyor. Baştan çıkarma yetisine sahip olmak, insanı aldatmaya teşvik eder.İnsan kendini önemli sayılanlara ait olarak gerçekleştirir.Kim kendini bir gruba ait olarak hissetmek isterse, o düşük düzeyde olsa da bir ayartıcı, baştan çıkarıcıdır. Ama sosyal normlar arasında etki altında kaldığımızdan  dolayı  da özellikle bu etkenin rolü düşük olmaktadır..

Amerikalı psikoloji ve Marketing  profosörü Robert Cialdini’nin  efsanevi deneyi ünlüdür. O, yoldan geçenleri,‘suçlu gençlerle birlikte  bir hayvanat bahçesi ziyaretine‘‘, ikna etmek istedi.Hemen herkes bu istemi reddetti.İkinci deneyişte Cialdini, köylülere ilk olarak, ‘‘ Haftada iki saat , gönüllü olarak bir cezaevinde çalışıp çalışamayacaklarını ‘‘ sordu. Kimse bunu da istemedi. Cialdini daha sonra tekrardan ;‘‘ Bir hayvanat bahçesi ziyareti yerine suçlu çocuklarla  birlikte olup olamayacaklarını‘‘ sordu. Gerçektende, ilk denemeden üç kat daha fazla kişi, istemi olumlu olarak cevapladı. Çünkü onlar kendilerini, bunu yapmaya yükümlü ( sorumlu) olarak  hissettiler..

Mizah , karşı tarafla  duygusal bir yakınlık kurar.Şaşıtıcı dönüşler, beynimize; sempati ve yakınlık yaratan davranışları üreten  mutluluk hormonlarını, salgılatır .Bu şaşıtıcı değildir. Şimdi mizah üzerine iki reklam kurmaya çalışalım. Hangi dilenci daha fazla toplayacak? Bir panoda,‘‘Aç ve çatısız (evsiz)ım.Lütfen yardım edermisiniz? ‘‘ Diğer tabelada ise,‘‘ Ne yalan söyleyeyim?Ben bira istiyorum.‘‘  yazmakta .Kuşkusuz
( şaşıtıcı olan ve mizahi olan )
ikincisi , daha çok ilgi çeker ve para toplar..

Bir mahkeme salonunda ,sayısız soruşturma belgeleri karşısında , inkar yoluna saparak, farklı sosyal kökene  ve kötü koşullara sahip olduğunu, bu nedenle suça yöneldiğini söyleyip ,günah çıkaran birisi, orta düzeyde bir ceza alır.Bern Üniversitesi’nde psikoloji profosörü Margrit Oswald; ‘‘Yasaların uygulanmadığı  böyele bir soruşturmada, verilen son kararın , yasal düzene ve etik kurallara da aykırılık taşıdığını ‘‘ söyledi.

Hakim kendini yönlendirmeye ( maniplasyona) bırakıyor..

Wurzburg ve Köln’den psikologlar, deneyimi olmayan hakimlerin bundan bağışık olduğunu kanıtladılar..Onlar bir ırza tecavüz olayı üzerinde çalıştıkları sırada, hakimleri gazetecilerle tanıştırmak zorundaydılar. Bir  gruba  ‚‘‘üç yıllık bir cezanın , yüksekmi az mı olduğu‘‘ nu,  diğer bir gruba da ,‘‘ Bir yıllık bir cezanın yüksek mi az mı olduğu‘‘ nu, sordular.İlk grup tecavüzcüye 33 ay, ikinci grup ise, 25 aylık hapis cezasını öngördü.

Mümkün peşin hükümleri, çarpık yargıları aşma şansı vardır.İyi ki, daha önceden öğretilmiş ,eğitilmiş bir kanaati, ikinci aşamada bilinçli düşünüp  taşınma süreci izliyor.. dışarıdan bir yardım alındığında , bir talep üzerine  veya karşılıklı bir grup tartışmasında , kendi yargılarımızı bu süreçte   oluşturarak, daha rasyonel kararlar verebiliriz.

Fakat  manüple edilmiş beyin, bazen iyi ve yararlı  sonuçlarda verebiliyor..Biz başka insanların durumlarını değiştirmek için, onlara bir şey yaptırabilir - ve hatta kendi kendimize psikoterapi yapabiliriz- Messner,‘‘ Narkoz halinde ,uykudayken bile , bu süreci sona erdirmeyi başlatmamız mümkündür‘‘ dedi.

Bir anti-Aids kampanyayı başarmak için üretilen, şöminesi önünde bir ayı kürkü olan bir aşkyuvası, ya da dağınık bir yatakla ‘‘ Machs mit ‘‘ sloganı; yeni  cinsel eyleminizde – prezarvatif kullanma fikrini – işaret  eder . Doğru durumda,aşk oyunlarının ortasında, doğru yere yerleştirilmiş  sizin kulak vereceğiniz her örnek, anıları çağrıştırarak   size yardım eder..Kaynak: Wie Verführer unser Gehirn manipulieren? / Beate Kittl -Tages Woche 46)

_____________________________________________________________

Dünya bu deneye kilitlendi

İsviçre’nin Cenevre kentindeki CERN laboratuvarı tarafından yapılan deneyde modern fiziğin önündeki en büyük bilmece olarak nitelendirilen ‘Tanrı Parçacığı’nın izine rastlandığı, ancak bunun bir keşif olarak açıklanması için birkaç ay daha çalışmaya ihtiyaç duyulduğu ilan edildi

Dünya 2008 yılından bu yana 37 ülkeden 2 bin bilim adamının, İsviçre ile Fransa arasındaki 27 kilometrelik tünelde ışık hızında birbirine çarpıştırılan atomların ortaya çıkaracağı verilere kilitlenmişti. 7.5 milyar euro bütçeyle hazırlanan ve bilim tarihinin en önemli ve en pahalı deneyinin evrenin oluşumuna ışık tutması bekleniyordu. Çünkü ilk kez bilim adamları bu şekilde enerjinin kütleye sahip bir maddeye dönüşmesini sağlayan “Higgs Bozonu” ya da popüler deyimle “Tanrı Parçacığı”nı ilk kez görüntüleme şansı bulacaklardı. Bilim adamları, 3 yıllık deneyin sonuçlarını açıklamak için dünya basınının karşısına çıktı. Atlas Deneyinin Başkanı Fabiola Fianotti, 50 dakikalık sunumunun ardından “Tanrı Parçacağı”nın izlerine rastlandığını ancak varlığıyla ilgili kesin açıklama için daha fazla deney yapılması gerektiğini söyledi. Fianotti, istedikleri sonucu gelecek yıl almayı umduklarını, 2012’nin beklenen cevabı sakladığını sözlerine ekledi.

Boş kap örneği
“Evreni inşa eden tuğla”, “Yaradılış meleği” ve “Tanrı parçacığı” olarak adlandırılan Higgs Bozonu, modern fizikte maddenin nasıl oluştuğunu anlamak açısından çok büyük bir öneme sahip. 13.7 milyar yıl önce yaşanan Büyük Patlama’da (Big Bang) oluştuğu düşünülen Higgs Bozonu’nun, galaksilerin, yıldızların ve gezegenleri ortaya çıkaran uzay enkazının kaynağı olduğu düşünülüyor. Daha basit bir örnekle anlatmak gerekirse; boş bir kap düşünün.. Bunun içine bir atom attığınızda bu atom evrensel fizik kurallarına göre hareket eder. Bilim adamlarının cevap aradığı soru şu: O atoma bu kurallara göre hareket etmesi gerektiğini kim ya da ne söylüyor? Teori, bu atoma bir başka atomdan küçük parçacığın bu özelliği kazandırdığı şeklinde... İşte bu parçacığa da Tanrı Parçacığı ya da Higgs Bozonu deniyor.

2012’de belli olabilir
Adını, “Tanrı Parçacığı”nı 50 yıl önce gündeme getiren İngiliz fizikçi Dr. Peter Higgs’ten alan Higgs Bozonu’nun, onlarca yıldan bu yana var olduğu kanıtlanabilmiş değil. Higgs Bozonu ’nun varlığının onaylanması için yapılan testlerin yüzde 100 doğruluk içermesi gerekiyor.

_____________________________________________________________

 

Menopoz göz yaşına da engel!

Menopoz döneminin gözyaşını azaltıp göz kuruluğuna neden olabiliyor


Göz kuruluğu tedavisi gören 10 kişiden altısının kadın olduğunu söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, gözyaşı azlığı sorununa erken müdahale edilmediği takdirde kalıcı görme bozuklukları ve ciddi enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyardı. Kadınların korkulu rüyası menopoz, gözyaşını azaltarak, gözde kuruluğa neden oluyor. Gözyaşı bezlerinin androjen ve ostrojen hormonlarından direkt olarak etkilendiğini söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, göz kuruluğu yaşayan 10 hastadan 6’sının kadın olduğunu belirtti. Op. Dr. Gedar, “Kadınlarda bulunan erkeklik hormonu androjen, gözyaşı bezlerinin çalışmasında ve gözyaşı üretiminde önemli bir rol oynuyor. Androjen de menopoz döneminde kadınlık hormonu ostrojen gibi azalıyor. Bu durum ise gözyaşı bezlerinin çalışmasını ve gözyaşı üretiminin yavaşlamasına neden oluyor” dedi.
Menopoza giren kadınların yüzde 10’unun göz kuruluğu tedavisi gördüğünü, ancak pek çok kadının ise farkında olmadan bu sorunu yaşadığını ifade eden Op. Dr. Gedar, menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların da göz kuruluğunu tedavi edemeyeceğini dile getirdi. Op. Dr. Gedar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların içerisinde ostrojen oluyor, ancak androjen hormonu bulunmuyor. Bu nedenle bu tip tedavilerin göz kuruluğunun tedavisinde hiçbir etkisi olmuyor.”

Kalıcı görme sorunlarının nedeni
Gözde yanma, batma, kızarıklık gibi belirtilerin gözyaşı azalmasının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunan Op.
Dr. Gedar, göz kuruluğu sorununun erken tedavi edilmediği durumlarda kalıcı görme bozukluklarına ve sık göz enfeksiyonuna neden olabileceğini anlattı. Artrit gibi romatizmal hastalığı olan, tiroid hastalığı olan, antidepresan ve hipertansiyon ilaçları kullanan, lazer göz operasyonu geçiren kadınların özellikle menopoz döneminde göz kuruluğu sorununu artabileceğini açıklayan Op. Dr. Gedar, “Bu tedavileri gören hastalarımızı, ilgili branştaki hekimlerinin de kontrolünde göz kuruluğu yapmayan ilaçları tavsiye etmelerini öneriyoruz", dedi.

Sık sık göz kırpın!
Göz kuruluğunun, çoğu zaman suni gözyaşı damlası ve omega 3 içeren vitamin desteği ile çözülebileceğini ancak eğer kuruluk sorunu ilerlemişse gözyaşı kanallarını silikon tıkaçlarla tıkadıklarını dile getiren Op. Gedar, gözyaşı azalması sorunu yaşayan kişilerin kırmızı et ve kurutulmuş yiyecekleri azaltmalarını; omega 3 içeren somon, ceviz gibi yiyecekleri tüketmelerini önerdi. Op. Dr. Gedar sözlerine şöyle devam etti: “Gözyaşı kuruluğu yaşayan kişilerin ilaçlarının yanı sıra koruyucu gözlük kullanmaları gerekebilir. Suni gözyaşı damlası ve vitamin desteğinin tedavide yeterli olmadığı hastalarda siklosporin içeren ilaçlarla bir ya da iki yıllık bir tedavi ile sorun çözülebilir. Göz kuruluğu sorunu yaşayan kişilerin bol su içmeleri, gözlerini ovalamamaları, ağır makyaj yapmamaları, sigara ve dumandan uzak durmaları gerekiyor. Bunun yanında bilgisayar kullanımını sınırlamak ve gözleri sık kırpmak önemli.”

 


KISA..KISA..KISA

 Firefox 8 hazır

Mozilla, Firefox’u güncellemeye devam ediyor. Firefox 8 indirilmeye sunuldu. Firefox 8’de çok fazla değişiklik göze çarpmıyor. Yapılan yeniliklerin büyük bir çoğunluğu altyapı yenilikleri. Firefox 8’de HTML5 ve WebSocket için yapılan  geliştirmelerin yanı sıra, pek çok ufak hata da giderilmiş durumda. JavaScript motorunda yapılan bazı geliştirmeler Firefox 7’ye göre ufak çaplı bir performans artışı sağlıyor. Ayrıca Firefox’un ilk açılış hızı da bir miktar artmış.
Firefox 8’e mevcut Firefox’unuzdan otomatik güncelleme yoluyla ya da Firefox’un resmi sitesinden ulaşabilirsiniz.

Tegra 3, çıtayı yukarı çekecek
Genellikle grafik işlemcileri ile tanınan, Tegra işlemcilerle girdiği mobil cihaz pazarında, yeni Tegra 3 işlemcisi ile çıtayı oldukça yukarı çekecek.
Nvidia’ye göre Tegra 3 işlemciler, sahip olduğu dört çekirdek ile Tegra 2’ye göre beş kat daha yüksek performans veriyor. İçerisinde yer alan 12 çekirdekli GeForce GPU’su sayesinde Tegra 3 ile grafik performansı da üç misli artıyor. Dahili HD video çözücü, HDMI desteği ve SATA II kontrolörü ve Tegra 2’ye göre yaklaşık yüzde 60 daha düşük güç tüketimi de yonganın açıklanan özellikleri arasında.
Tegra 3 ile birlikte gelecek ilk cihazın Asus Eee Pad Transformer Prime olduğu açıklandı.
 

Küfür bazen yararlıymış!

Küfretmek  rahatlık verip sıkıntıyı azaltıyor.
İngiltere’deki Keele Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, sürekli olmadığı sürece küfretmenin rahatlık verip sıkıntıyı azalttığını ortaya koyuyor. 71 öğrenci üzerinde yapılan araştırmada öğrencilerin bir kısmı küfrederek, diğer bir kısmı da etmeyerek soğuk suya dayanmaya çalıştı. Küfredenlerle etmeyenlerin ellerini suda tutma oranlarına bakıldığında küfredenlerin acıya dayanıklılığın daha fazla olduğu gözlendi. Ancak araştırmada ‘ne kadar küfretsem kârdır’ diyerek çok sık küfredenlerin ekstra bir kazancı olmadığı ortaya çıktı. Küfretmenin duygusal bir söylem olduğunu belirten uzmanlar, bu yöntemin tıbbi ilaçlara ulaşılamadığı zamanlarda işe yarayabileceğini ve hastaların kolaylıkla sakinleşebileceğini belirtiyor.

 Google ABD üslerini deşifre etti

ABD, internet arama motoru Google’ı uydu haritası aracılığıyla gizli askeri üslerini deşifre etmekle suçladı.

Kısa bir süre önce Google Maps üzerinden Gobi Çölü’nde gizemli işaretler tespit edilmiş, daha sonra bu gizli işaretlerin Çin’in askeri araştırmalar yaptığı üslerin yerini gösterdiği iddia edilmişti. Şimdi de GoogleMaps üzerinden 2011 yılının başlarında yayınlanan bir görüntünün ABD’nin gizli askeri üssünü gösterdiği savunuldu.

ABD’nin Nevada eyaletindeki Yucca Lake’de predatörlerin denemelerinin yapıldığı gizli bir askeri üssün görüntülerine Google Maps üzerinden erişmek mümkün. ABD’li yetkililer, Google’ın kendi bilgisayarları vasıtasıyla askeri üslerinin görüntülerini yayınladığını, bu durumun ABD’nin güvenliği için tehdit oluşturduğunu belirtti.

Yucca Lake’deki askeri üste bir iniş pisti üzerinde, İran’ın düşürdüğünü iddia ettiği R-170 predatörlerinden biri deneme uçuşu yaparken görülüyor.

İRAN İSTİHBARATI İÇİN TEHLİKELİ


Amerikan FOX televizyonuna konuşan emekli albay Cedric Leighton, bir zamanlar sadece Pentagon ve istihbarat örgütleri tarafından bilinen askeri üslerin artık Google sayesinde herkes tarafından bilindiğini söyledi. “Bu çok tehlikeli” diyen Albay Leighton, “İran daha çok eğitim yapılan üslerle ilgili bilgi alma peşinde çünkü bizim hangi araçlarla istihbarat topladığımızı bilmek istiyorlar” dedi.
Havacılık internet sitesi Flight Global da, 2011 yılı başlarında Google Maps tarafından alınan görüntünün Yukka Lake’deki gizli askeri üssü görüntülediğini doğruladı. İnternet sitesi, üste iniş pistinde ABD insansız hava aracı Predatör ya da Reaper’ın olduğunu belirtti.